1. Haberler
  2. Teknoloji
  3. Patronlar İçin En Büyük Telekom Riskleri

Patronlar İçin En Büyük Telekom Riskleri

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

EY, küresel çapta telekomünikasyon operatörlerini bekleyen en önemli 10 riski açıkladı. Rapora göre; gizlilik, güvenlik ve güven, telekom şirketlerinin karşılaştığı en büyük riskler arasında yer alırken; yapay zekâ uygulamaları da şirketlerin odağında yer almaya devam ediyor. Yeni nesil teknolojilerle etkili dönüşüm sağlanamaması ise bu yıl ikinci sıraya yükseldi. Değişen jeopolitik ortamın risk radarında beşinci sıradan listeye girmesi dışsal belirsizliklerde artışa işaret ediyor.

Telekomünikasyon Sektörünü Bekleyen 10 Risk

Uluslararası danışmanlık şirketi EY’nin raporuna göre, telekom operatörleri için gizlilik, güvenlik ve güven konularının yeterince ele alınmaması önümüzdeki yılın en büyük risk faktörü olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ ile risklerin daha etkili yönetilmesi gerekirken, siber güvenlik birimlerinin değişen risk ortamına karşı daha hazırlıklı olması gerekiyor. Jeopolitik ortamda yaşanan değişimler yeni zorluklar getirirken, dijital egemenlik yönündeki küresel eğilim bazı fırsatlar sunuyor.

Risk 1: Gizlilik, Güvenlik ve Güven Konularının Yeterince Ele Alınmaması

EY’ın yapay zekâ alanında gerçekleştirdiği araştırmaya göre; telekom sektöründeki katılımcıların yalnızca %59’u yapay zekâ risklerini tanımlama, değerlendirme ve azaltma konusunda etkili metodolojiye sahip olduğunu belirtiyor. Bu oran tüm sektörlerde %66 olarak görülüyor. Ayrıca, yapay zekâ sistemlerine yönelik iç denetimler, etik politikalar ve üçüncü taraf tasdik süreçleri telekom sektöründe diğer sektörlere kıyasla daha az benimsendi. Telekomünikasyon şirketlerinin siber güvenlik birimleri, gelişen risk ortamına yanıt verirken rollerini ve sorumluluklarını genişletmekte zorluk çekiyor.

Risk 2: Yeni Nesil Teknolojilerle Yeterli Seviyede Dönüşüm Sağlanamaması

Yapay zekâ uygulamalarına geçiş, şirketler için teknoloji araçlarını güncelleme baskısı getiriyor ve organizasyonel zorluklar oluşturuyor. Bu yıl ikinci sırada yer alan teknoloji dönüşümü zorlukları, telekom operatörlerinin yapay zekâ girişimlerini olumsuz etkiliyor. EY raporuna göre, telekom CEO’larının yapay zekâ konusundaki en büyük endişeleri arasında %55 ile kaynak yetersizliği ve etkili yönetişim çerçeveleri oluşturmadaki zorluklar yer alıyor. Bunu %53 ile düzenleyici zorluklar ve %40 ile kullanım senaryosu önceliklendirme zorlukları takip ediyor. Şirketlerin %33’ü yatırımlarını hızlandırmayı planlarken, %32’si yatırımlarını azaltmayı veya yeniden değerlendirmeyi düşünüyor.

Risk 3: Yetenek ve Organizasyonel Kültür Yönetimindeki Zorluklar

Telekom şirketlerinin yeni yetenek ihtiyacı; ağ ve BT işlevlerinin artan otomasyonu, kurum içi platform geliştirme ve çoklu tedarikçi teknoloji çözümlerinin entegrasyonu ile artıyor. En çok talep gören roller arasında siber güvenlik (%67), yapay zekâ ve makine öğrenimi (%65), BT altyapısı (%63) ve veri bilimi (%60) bulunuyor. Ancak talep ve rekabetçi maaş seviyelerini karşılayamama engelleri ortaya çıkıyor. Şirketler bu engelleri aşmak için beceri geliştirme (%87), teknoloji ortaklarından geçici işe alım (%53) ve şirket satın alımları yoluyla yetenek kazanımı (%38) yöntemlerine odaklanıyor.

Risk 4: Ağ Performansında ve Değer Üretiminde Yetersizlikler

Avrupa’da evlere kadar fiber (FTTH) altyapısı yaygınlaşsa da birçok ülkede benimsenme oranı düşük kalıyor. Fiyat, alternatif teknolojiler ve kullanıcı ihtiyaçları bu farkı etkiliyor. Telekom şirketleri, yüksek hızlı bağlantı seçeneklerini artırırken, fiyatlandırmanın ötesinde çözümlerini farklılaştırmaya odaklanmalı. Gelişmiş kullanıcı deneyimi ve iyileştirilmiş müşteri iletişimi önemli. Ancak dış faktörler (hava koşulları, enerji sorunları) ağ kesintilerini artırıyor. Ağ güvenilirliğini artırmak için müşteri ekipmanından altyapıya kadar tüm bağlantı zincirinin izlenmesi kritik.

Risk 5: Jeopolitik Değişikliklere Adapte Olunamaması

Jeopolitik belirsizlikler artarken, ulusal teknoloji egemenliği gündemi yeni fırsatlar sunuyor. EY araştırmasına göre; telekom CEO’larının %22’si jeopolitik belirsizlikleri büyüme için risk olarak görüyor. %18’i makroekonomik belirsizlikleri, %13’ü ticaret ve maliye politikalarını risk olarak değerlendiriyor. Şirket içi aksiyonların oranı 2021’de %24 iken, 2025’te %37’ye yükseliyor. Ulusal teknoloji egemenliği politikaları bulut ve yapay zekâ altyapı hizmetlerinde telekom şirketlerine yeni fırsatlar sunuyor. Bu gelişmeler güçlü veri koruma önlemleri ve güvenilir yapay zekâ yönetimi ihtiyacını artırıyor.

Risk 6: Yeni İş Modellerinden Yeterli Düzeyde Fayda Sağlanamaması

Telekomünikasyon şirketleri kurumsal müşteriler için yeni hizmetler sunmada ilerleme kaydetse de, müşterilerin yeni tekliflere farkındalığı düşük. Bu durum hizmetlerin benimsenmesini sınırlıyor. İşletmeler tedarikçi ekosistemlerini yönetmekte zorlanıyor. Anket katılımcılarının %73’ü daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyor, %56’sı telekom şirketlerinin ek teknoloji ortaklarından haberdar olmadığını belirtiyor. Bu bilgi eksikliği hizmetlerin benimsenmesini ve gelir potansiyelini olumsuz etkiliyor.

Risk 7: Çeşitlenen İş Birliklerinin Uyum İçinde Yönetilememesi

Telekom şirketleri işlerini büyütmek, verimliliklerini artırmak ve değer sağlamak için iş birliklerini genişletiyor. Hedef pazarları genişletmek ve API, reklam teknolojileri (AdTech) gibi yeni hizmet alanlarında gelir elde etmek için çaba gösteriyorlar. Son dönemde telekom şirketleri arasındaki yatay iş birliği artıyor. Bu çeşitlenen iş birliklerinin stratejik uyum içinde yönetilmesi ve düzenli gözden geçirilmesi kritik önem taşıyor.

Risk 8: Değişen Müşteri İhtiyaçlarına Yeterince Hızlı Yanıt Verilememesi

Tüketicilerin dijital güvenlik endişeleri artıyor. EY’ın araştırmasına göre, çevrim içi zararlı içeriklere karşı “çok endişeli” olanların oranı 2022’de %38 iken, 2024’te %47 oldu. Hane halklarında ekran süresi konusunda endişe duyanlar %40, internetin esenlik üzerindeki olumsuz etkilerini sıkça düşünenler ise %38. Telekom şirketleri genç kullanıcılar ve ailelere yönelik hizmetlerini geliştirirken; ebeveynler, düzenleyiciler ve eğitim kurumlarıyla uyumlu yaklaşım benimsemeli.

Risk 9: Sürdürülebilirlik Gündeminin Etkin Yönetilememesi

Telekom şirketleri çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında ilerleme kaydediyor. Telekom operatörlerinin %75’i emisyonlarını azalttığını bildiriyor. Katılımcıların neredeyse tamamı sürdürülebilir tedarik politikası uyguluyor, %85’ten fazlası dijital hakları kapsayan sosyal politikaları benimsiyor. Telekom liderlerinin %60’ı sürdürülebilirlik taahhütlerinin zamanlamasını yeniden değerlendiriyor. ESG’ye kurumsal ilgi 2023’te zirve yaptıktan sonra azalsa da, operatörler önümüzdeki 5 yıl için geniş kapsamlı ESG aksiyonları planlıyor.

Risk 10: Operasyonel Modellerin Yetersizliği Uzun Vadeli Büyümeyi Sınırlaması

Telekom şirketleri iş operasyonlarını merkezileştirirken, birleşme ve satın alma (M&A) süreçlerine yöneliyor. Operasyonel modeller yeni yönlere genişliyor. Şirketlerin %61’i küresel iş hizmetleri (GBS) modeline bağlı, %22’si geçiş aşamasında, %23’ü katma değerli hizmetlere odaklanıyor, %16’sı dijitalleşmeye yöneliyor. Telekom liderlerinin %77’si birleşme ve satın alma yoluyla büyüme sağlayabileceklerine inanıyor. Ancak süreç yetenek, kültür ve teknoloji yönetimi alanlarında daha fazla çaba gerektiriyor. Düzenleyici kurumların tutumları daha kapsamlı onay süreçlerini beraberinde getirebiliyor.

Emre Beşli’nin Değerlendirmesi

EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı ve Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji (TMT) Sektör Lideri Emre Beşli, raporla ilgili olarak telekom operatörlerinin değişken ve giderek birbirine bağlı bir risk ortamıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Sektörün en büyük zorluklarının gizlilik, güvenlik ve güven riskleri olduğunu vurguladı. Operatörlerin yapay zekâ gibi yenilikçi teknolojilerden hızlı faydalanmak isterken teknoloji dönüşümü güçlükleriyle karşılaştığını ifade etti. Yeni yeteneklerin çekilmesi ve mevcut becerilerin geliştirilmesinin önem kazandığını söyledi. Dayanıklı ve rekabetçi kalmak için telekomünikasyon operatörlerinin uçtan uca risk yönetimini güçlendirmesi ve risk yol haritalarını güncellemesi gerektiğini belirtti. Organizasyonda risk kültürünün geliştirilmesi için doğru risk metriklerinin kullanılması gerektiğini ekledi.

İlgili araştırmanın tamamına EY internet sitesi üzerinden ulaşılabilir.

EY Hakkında

Dünya çapında 150’den fazla ülkede danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi alanlarında çözümler sunan EY (Ernst & Young), finansal piyasalarda ve dünya genelinde faaliyet gösterdiği tüm ekonomilerde güven oluşturulmasına katkı sağlıyor. Profesyonel ekipleri, uzun yıllara dayanan deneyimi, sahip olduğu teknoloji, veri ve altyapı sayesinde şirketlerin gelişmesine ve dönüşmesine destek oluyor.

Şirketler, çalışanlar ve toplum için uzun vadeli değer yaratmayı amaçlayan EY, daha iyi bir çalışma dünyası oluşturmayı hedefliyor. Bağımsız denetim, güvence, danışmanlık, hukuk, kurumsal finansman, strateji, teknoloji ve vergi hizmetlerinin yanı sıra birçok sektörde iş dünyasının karşılaştığı finansal ve operasyonel verimsizliklere karşı yeni çözümler ve dönüşüm yolları bulmak için en doğru soruları soruyor.

EY adı küresel bir organizasyonu temsil eder ve Ernst & Young Global Limited’in, her biri ayrı tüzel kişiliğe sahip bir veya daha fazla üye firmasını temsil edebilir. Sınırlı sorumlu bir Birleşik Krallık şirketi olan Ernst & Young Global Limited müşteri hizmeti sunmamaktadır.

Yorumlar kapalı.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.