Coface’ın kalay piyasasına ilişkin arz-talep ve fiyat analizine göre, güçlü talep ve sınırlı stokların etkisiyle kalay, yıl başından bu yana demir dışı metaller arasında en sert fiyat artışını kaydederek ton başına 50 bin dolar seviyesine yükseldi. Yıllık bazda yaklaşık yüzde 70 artış gösteren fiyatların, yılın ilk yarısında ortalama 45.000 ABD Doları/ton düzeyinde seyretmesi ve yıllık bazda yüzde 40 artış kaydetmesi bekleniyor. 2026 yılında üretimin yüzde 3 artacağı öngörülürken, talebin yüzde 3,5 büyümesi arz açığı riskini artırıyor.
Kalay Piyasasındaki Talep ve Arz Kısıtları
Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, kalay piyasasında güçlü talep, düşük stoklar ve arz kısıtlarının fiyatların hızla yükselmesine neden olduğunu açıkladı. Arz-talep dengesi ise 2026 itibarıyla yeniden açık verebilir.
Elektronik endüstrisinde önemli bir metal olan kalay, küresel talebin tek başına yüzde 50’sini oluşturuyor. Yıl başından bu yana demir dışı metaller arasında en keskin fiyat artışını yaşayan kalayın fiyatları, ana metal borsalarındaki (LME, SHFE) düşük stoklarla bağlantılı spekülatif baskılarla yükseldi. Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Myanmar’daki arz artışının sınırlı olması ise piyasanın dengesini zorluyor.
Yapısal Talep Dinamikleri ve Dijital Dönüşümün Etkisi
Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, fiyatlardaki yükselişin arkasında yapısal bir talep dinamiği olduğunu belirtti. Veri tabanlı teknolojilere yönelik artan ihtiyacın kalay tüketimini hızlandırdığını vurgulayan Lacoume, “Veri odaklı teknolojilere olan talebin kalay fiyatlarındaki artışa yol açtığı şüphesiz. Yılın ilk yarısında ortalama fiyatların yaklaşık 45.000 ABD Doları/ton seviyesinde, yıllık bazda yüzde 40 artışla seyretmesini bekliyoruz” dedi.
Demir dışı metallerin enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle değer kazandığını belirten Lacoume, London Metal Exchange (LME) Endeksi’nin 2025’te 2024’e kıyasla sadece yüzde 6 artmasına rağmen, yıllık bazda yüzde 34lük yükselişle sektör genelinde güçlü bir performans gösterdiğini ifade etti. Dijital dönüşüm ve artan spekülatif işlemlerin fiyatları yukarı taşıyan temel faktörler arasında olduğunu belirtti.
Arz Açığı Riski ve Çin’in Pazar Hakimiyeti
Arz tarafında ise talebin karşılanmasında zorluklar yaşandığını belirten Lacoume, küresel rafine kalay üretiminin 2026’da yüzde 3 büyüyeceğini, ancak talebin yüzde 3,5 artmasının arz açığı riskini artırdığını kaydetti. Mevcut maden sahalarının tükenmesi madencilik kapasitesini genişletmede zorluklara yol açarak sektörde yapısal kırılganlık yaratıyor.
Çin, küresel rafine kalayın yaklaşık yüzde 50’sini karşılamaya devam ediyor. Lacoume, Çin’in üretiminin 2026 yılında da yüzde 5 artacağını öngördü. Çin’in veri yönetimi altyapısında kalayın stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Ancak, Endonezya’daki düzenleyici kısıtlamalar ve madencilik projelerine karşı artan isteksizlik nedeniyle üretim düşebilir. Bu durumun, arz yanındaki sıkışıklığı artırması bekleniyor.
Kalay Cevheri Tedarik Zinciri Kırılganlıkları
Kalay cevheri tedarikinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Myanmar’ın kritik bir rolü bulunuyor. Bu iki ülke dünya kalay üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini karşılarken, Çin’in kalay cevheri ithalatının da yüzde 60’ını sağlıyor. Bölgelerdeki çatışmalar ve operasyonel belirsizlikler, arzın düzensizleşmesine sebep oluyor ve bu da fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor.
Lacoume, DRC’deki M23 isyancı güçleri ile ordu arasındaki çatışmaların, özellikle Kuzey Kivu bölgesinde madencilik faaliyetlerini engellediğini belirtti. Bu durum, tek başına küresel üretimin yaklaşık yüzde 6’sını sağlayan Bisie Madeni’nde operasyonların sık sık durmasına yol açıyor. Benzer şekilde Myanmar’daki operasyonel belirsizliklerin kalay çıkarımını piyasa beklentilerinin altında tutması arzın daralmasına neden oluyor.
Stokların Yetersizliği ve Uzun Vadeli Talep Artışı
Kalay piyasasında kısa ve uzun vadeli dinamiklerin fiyatları yukarı taşıdığını belirten Lacoume, bakır fiyatlarındaki artışın kalay ve diğer metallerdeki yükselişi güçlendirdiğini açıkladı. 2025 boyunca düşük kalan piyasa stoklarının fiyat artışını desteklediğini ve stokların yeniden inşasının özellikle ocak ayında ivmeyi artırdığını aktardı. Spekülatif işlemlerin azalmasıyla fiyat oynaklığının yavaş yavaş düşmesi bekleniyor.
Uzun vadede endüstriyel kalay talebinin artmaya devam edeceğini öngören Lacoume, veri tabanlı teknolojilerin metal yoğun altyapılar gerektirmesi sebebiyle elektronik bileşenlere olan ihtiyacın hızla arttığını söyledi. Semiconductor Equipment and Materials International (SEMI) verilerine göre, küresel silikon yonga levha sevkiyatlarının 2026’da yıllık bazda yüzde 5,2 artarak 13.500 milyon inç kare seviyesine ulaşması bekleniyor. İnovasyon verimliliği artırsa da dijitalleşmenin tetiklediği talebi tek başına karşılamaya yetmeyecek.
Güçlü Talep ve Stok Yetersizliği Fiyatları Yükseltiyor
Simon Lacoume, piyasada kısa vadede fiyat artışlarının temel unsurunun stok yetersizliği ve talep baskısı olduğunu belirtti. Bakır fiyatlarındaki artış, diğer metallerdeki yükselişi hızlandırdı. Ana borsalardaki düşük stok seviyeleri fiyatların tırmanmasını destekledi. Stokların yeniden oluşturulması ise eğilimi daha da güçlendirdi.
Fiyat oynaklığının spekülatif hareketlerin azalmasıyla zamanla düşmesi beklenirken, uzun vadede yarı iletkenler ve veri depolama altyapısı gibi sektörlerdeki büyümenin kalay tüketimini artırmaya devam edeceği öngörülüyor. SEMI’nin son raporuna göre, silikon yonga plakalarının küresel sevkiyatları 2025’te yüzde 5,4 artışın ardından 2026’da yüzde 5,2 artışla 13.500 MSI‘ya ulaşacak. İnovasyon metal yoğunluğunu azaltacak olsa da dijitalleşmeyle bağlantılı talebi dengelemek için yeterli değil.
