1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Siyah Kuğu İçin Geri Sayım Başladı

Siyah Kuğu İçin Geri Sayım Başladı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Allianz Commercial’ın küresel iş dünyasında endişe yaratan olası “Siyah Kuğu” olaylarını belirlediği “Business Black Swans” araştırmasının sonuçları açıklandı.

Buna göre, küresel çapta şirketlerin yaklaşık %50’si, önümüzdeki 5 yıl içinde en olası iki Siyah Kuğu senaryosu olarak tedarik zinciri felcini ve küresel internet kesintisini görüyor. Dünya genelindeki jeopolitik belirsizlik; iklim, sağlık ve teknoloji alanındaki yüksek etkili riskleri maskeliyor. Türkiye’de ise işletmelerin yaklaşık yarısının bir numaralı felaket senaryosu, toplumsal ve siyasi gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Siyah Kuğu Senaryoları ve Araştırma Detayları

Siyah Kuğu senaryoları, tahmin edilebilir gibi görünseler de son derece yıkıcı ve ekonomik olarak zarar veren, beklenmedik veya öngörülemeyen olaylar olarak tanımlanıyor. 2001’de gerçekleşen 11 Eylül saldırıları, 2008 küresel finans krizi ve Covid-19 pandemisi, küresel çapta büyük etkiler doğuran Siyah Kuğu örnekleri arasında yer alıyor.

Allianz Research, pandeminin 2020 ile 2023 yılları arasında küresel GSYİH’de kümülatif kayıpların yaklaşık 12 trilyon ABD doları civarında olduğunu tahmin ediyor. Bu tür olaylar genellikle uzun süreli etkilere sahip olurken, olayın başlangıcından yıllar sonra bile devam eden jeopolitik ve toplumsal değişimlere yol açıyor.

Araştırma, küçük, orta ve büyük ölçekli şirketlerin önümüzdeki 5 yıl içinde en olası olarak değerlendirdiği riskleri listeliyor. 3.000’den fazla iş ve risk yönetimi uzmanının görüşleriyle hazırlanan Business Black Swans araştırmasına göre, katılımcıların yarısından fazlası (%51), jeopolitik bir çatışma nedeniyle küresel tedarik zinciri felcini en olası Siyah Kuğu senaryosu olarak tanımlıyor. Küresel internet kesintisi ise ikinci sırada yer alıyor (%47), bu durum iş dünyasında siber ve yapay zeka risklerine ilişkin artan farkındalığı yansıtıyor.

Jeopolitik Krizler Siyah Kuğu Olaylarının Temel Etkeni

Mevcut jeopolitik ortam göz önüne alındığında, jeopolitik bir çatışmadan kaynaklanan tedarik zinciri felci en olası Siyah Kuğu senaryosu olarak öne çıkıyor. Tarifeler, ticaret savaşları ve korumacılık risklerinin yanı sıra Orta Doğu ve Rusya/Ukrayna’daki bölgesel çatışmaların neden olduğu tedarik zinciri ve lojistikte meydana gelen aksamalar, bugün tüm dünyada yönetim kurullarının gündeminde üst sıralarda yer alıyor.

Allianz Commercial, Ukrayna’daki savaş ölçeğinde küresel bir tedarik zinciri aksamasının 2 yıllık zaman diliminde yaratacağı kümülatif GSYİH kayıplarının 1,5 trilyon ABD dolarına ulaşabileceğini tahmin ediyor.

Araştırmaya katılanların çoğuna göre, siyasi riskler Siyah Kuğu olayları için önde gelen potansiyel tetikleyici olarak öne çıkıyor. Kitlesel toplumsal huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlık, küresel olarak dördüncü en olası senaryo (%29) olarak kabul ediliyor. Bu senaryo, Amerika (%31), Afrika ve Orta Doğu (%41) bölgelerinde ve Fransa’da (%42) ilk üç risk arasında yer alıyor.

Büyük bir finans kurumunun ani çöküşü veya küresel likidite krizine ve ciddi piyasa oynaklığına yol açan bir devlet borç krizi ise üçüncü sırada yer alıyor (%30).

Hem fiziksel hem dijital tedarik zincirlerinin birbirine bağlılığı ve karşılıklı bağımlılığı, jeopolitik belirsizlik, teknolojideki hızlı gelişmeler ve iklim değişikliği potansiyel olarak kırılganlığı artırıyor. İşletmeler ve küresel tedarik zincirleri; yapay zekâ ve dijital hizmetler, yarı iletkenler, nadir toprak işlemcileri ve geçiş teknolojileri gibi alanlarda sınırlı sayıda kritik tedarikçi olması ve ürüne bağımlı ekonomik faaliyetin yoğunlaşması nedeniyle Siyah Kuğu olaylarına karşı daha savunmasız hale geliyor.

Türkiye’de Toplumsal ve Siyasi Gelişmeler Birinci Sırada

Araştırmanın Türkiye sonuçları da dikkat çekici. Türkiye’de şirketlerin yaklaşık yarısı (%46) bir numaralı felaket senaryosu olarak toplumsal ve siyasi gelişmeleri görüyor. İklim felaketi ve enerji şebekesi arızasının eş zamanlı yaşanması da %42 oranıyla ikinci sırada yer alıyor. Aynı oranda oy alan büyük bir finans kurumunun ani çöküşü senaryosu ise üçüncü sırada bulunuyor.

İşletmenin Ölçeği Risk Algısını Etkiliyor

Jeopolitik bir çatışmanın mal ve hammadde trafiğini durdurması nedeniyle küresel tedarik zinciri felci, hem büyük (yıllık geliri 500 milyon ABD doları ve üzeri) hem de orta ölçekli şirketler (yıllık geliri 100 milyon – 500 milyon ABD doları arası) için en üst sırada yer alıyor.

Daha küçük şirketler (yıllık geliri 100 milyon ABD dolarından az) ise en çok küresel internet kesintisinin etkisinden endişe duyuyor (%45). Bu senaryo, büyük ve orta ölçekli işletmeler için ikinci en olası senaryo olarak listeleniyor.

Orta ve küçük ölçekli şirketler için üçüncü en olası Siyah Kuğu olayı, büyük bir finans kurumunun ani çöküşü. Daha büyük şirketler ise iklim felaketi ve enerji şebekesi arızasının aynı anda yaşanması riskinden, örneğin orman yangınlarını ve yaygın elektrik kesintilerini tetikleyen bir sıcak hava dalgası gibi durumlardan daha fazla endişe duyuyor.

Çokuluslu işletmeler, daha büyük bütçelere ve daha çeşitlendirilmiş portföylere sahip oldukları için büyük bir internet kesintisi gibi bir olayın risklerini azaltmak için küçük ve orta ölçekli rakiplerine göre daha iyi hazırlandıklarını düşünüyor.

Allianz Türkiye’den Risk Farkındalığı ve Dayanıklılık Vurgusu

Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, “Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde olası risklere karşı daha dayanıklı olma ihtiyacına dair farkındalık artmış olsa da işletmelerin küresel bir kesinti veya iklim felaketi gibi yüksek etkili bir olaya %100 hazırlıklı olmasını bekleyemeyiz.

Siyah Kuğu dediğimiz olası felaket senaryolarına en iyi şekilde hazırlanmanın en pratik ve önemli adımı, çevikliği artırmak, risk farkındalığını artırmak ve çeşitli senaryolar için ölçeklenebilir müdahale planları oluşturmaktan geçiyor.

Sigorta, olası risklere karşı bireyleri, toplumları ve işletmeleri finansal şoklardan korur, öngörülemeyen olaylardan sonra yaraların daha çabuk sarılmasına ve daha hızlı bir iyileşmeye yardımcı olur. Aynı zamanda uzun vadeli yatırımların temelini oluşturur.

Allianz Türkiye olarak ülkemizde sigorta penetrasyonunu artırmaya yönelik farkındalık odaklı yaklaşımımızla yalnızca poliçe sayısını artırmaya değil, risk farkındalığını artırmaya ve işletmelerin dayanıklılığını güçlendirmeye odaklanıyoruz.

Bu kapsamda ticari ve sınai işletmeleri öncelikli odak alanlarımızdan biri olarak konumlandırıyor; Allianz Teknik danışmanlığında uzman risk mühendislerimiz aracılığıyla deneyimlerimizi paylaşıyor, işletmelere yönelik risk yönetimi eğitimleri düzenliyor, saha ziyaretlerimiz ve online risk analizlerimiz sayesinde potansiyel tehlikeleri önceden belirleyerek gerekli önlemlerin hayata geçirilmesine destek oluyoruz.” dedi.

Allianz Grubu Hakkında

Dünyanın en güçlü sigorta ve finans topluluklarından biri olan Allianz Grubu, yaklaşık 70 ülkede 156 bini aşkın çalışanıyla 128 milyon müşterisine sigortacılık ve varlık yönetimi hizmeti veriyor.

Sigorta müşterileri adına yönettiği 776 milyar avronun yanı sıra PIMCO ve Allianz Global Investors şirketlerinin yönettiği 1,9 trilyon avroyla, dünyanın en büyük varlık yönetimi şirketleri arasında yer alıyor.

2024 yıl sonu itibarıyla 179,8 milyar avro toplam iş hacmine sahip olan Allianz Grubu, 16 milyar avro faaliyet kârına ulaştı.

Allianz Grubu, Türkiye’de Allianz Trade, Allianz Partners ve Allianz Türkiye şirketleri ile faaliyet gösteriyor. Türkiye’de faaliyetlerine 1923 yılında Şark Sigorta adı altında başlayan Allianz Türkiye, 2008’den bu yana Allianz Grubu’nun bir parçası olarak devam ediyor.

Allianz Türkiye’nin çatısı altında elementer sigortalarda Allianz Sigorta, bireysel emeklilik ve hayat sigortalarında Allianz Yaşam ve Emeklilik ile Allianz Hayat ve Emeklilik şirketleri bulunuyor.

Sektöre müşteri deneyimi, çeviklik, dijitalizasyon, çalışan bağlılığı, sürdürülebilirlik ve inovasyon alanlarında öncülük eden Allianz Türkiye; 2.500 çalışanı, 13 bölge müdürlüğü, 5.200 acentesi, 1.400 banka şube kanalı ve 10.000’i aşkın anlaşmalı kurumuyla, 81 ilde 8,3 milyon müşterisine ihtiyaç duydukları her an ‘Allianz Seninle’ diyebilmek için çalışıyor.

Allianz Grubu desteğiyle 2019 yılında 35 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen Allianz Teknik, bugün Türkiye’de uluslararası akreditasyon standartlarına uygun ilk ve tek akredite deprem laboratuvarı olarak hizmet veriyor.

Aynı zamanda Türkiye’de yangına tepki testleri yapma yetkisine sahip 3 akredite kurumdan biri olan Allianz Teknik ile birlikte, Allianz’ın 2008 yılından bu yana Türkiye’ye yaptığı yatırımlar 1 milyar avroyu aşıyor.

2019 yılından bu yana Türkiye’deki yatırıma açık olmayan şirketler arasında ilk ve tek entegre raporun sahibi olan Allianz Türkiye, “Allianz ile Geleceğin Güvende” stratejisi doğrultusunda, sigortacılığın dönüştürücü gücünü toplum, gezegen ve ekonomi için harekete geçirirken, ekosisteminde kalıcı bir dönüşüm hedefliyor.

www.allianz.com.tr

Yorumlar kapalı.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.