Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) ilk panelinde konuşan Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, sıcak çatışma ortamına çok yakın bir noktada bulunulduğunu belirtti. Savaşın sadece risk primini etkileyen bir katman olmadığını, lojistik ve hammadde tedariği gibi konuları da etkilediğini söyledi. Ayrıca sermayenin en yüksek getiriyi arayacağını ancak daha öngörülebilir bir ortam istediğini vurguladı.
Uluslararası Ekonomi Zirvesi ve Ana Sponsor
2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor.

Panelde Küresel Ekonomi ve Türkiye
Zirvenin ilk panelinde küresel ekonomideki gelişmeler ele alındı. TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelin sponsorluğunu Garanti BBVA üstlendi.
Dr. Burcu Aydın, Türkiye’de merkez bankasının son üç yıldır parasal sıkılaşma süreci içinde olduğunu belirtti. Savaş öncesi dönemde yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyonun, bu yılki hedeflerle birlikte hem hane halkı hem de reel sektör üzerinde belirleyici bir baskı unsuru haline geldiğini ifade etti. Ayrıca merkez bankasının faiz artışları ve rezerv satışlarıyla şekillenen bir politika setine yöneldiğini söyledi.
Prof. Dr. Ahmet Kasım Han’ın Değerlendirmeleri
TED Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, küresel ölçekte belirgin bir ayrışma ve dönüşüm yaşandığını belirtti. İran savaşında kalıcı barışın zor göründüğünü ifade ederek, “Üç ülkede birden rejim değişimi gerekiyor. ABD’de, İsrail’de ve İran’da. Bu üç ülkenin üçünde de rejim değişmeden bu bölgede kalıcı bir barış tesis edilmesi pek mümkün değil.” dedi.
Han, küresel savaş riski ve artan jeopolitik belirsizliklerin kısa vadede ciddi riskler barındırdığını, ancak uzun vadede Türk varlıkları ve Türkiye ekonomisinin mevcut jeopolitik kırılma sürecinden önemli fırsatlar ve kazanımlar üretebileceğini söyledi.
Prof. Dr. Ali Hakan Kara’nın Görüşleri
Bilkent Üniversitesi Profesörü Prof. Dr. Ali Hakan Kara, merkez bankalarının enflasyon hedeflerinde eskisi kadar katı olmadığını belirtti. “Merkez bankası tek başına dünyayı kurtaramaz. Maliye politikası ve diğer politika alanları da en az para politikası kadar belirleyici.” ifadelerini kullandı.
Kara, Türkiye’nin her yıl mart ayında farklı bir şokla karşılaştığını ancak dayanıklı kalmayı başardığını söyledi. Enflasyon konusunda çok iyimser olmadığını ancak dayanıklılık ve şokları absorbe etme kapasitesi açısından olumlu bir noktada olduğunu belirtti. Ayrıca, küresel kriz döneminde Türkiye’nin kredi notunun düşük olduğunu, ancak dayanıklılığın somut şekilde ortaya çıkmasıyla not artışlarının gerçekleştiğini ifade etti. Mevcut savaş ortamında da benzer bir sürecin yaşanmasının mümkün olduğunu ve belirsizliklerin azalmasıyla Türkiye’nin yeniden not artışı sürecine girebileceğini öngördü.
Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert’in Değerlendirmeleri
Güvenlik kaygıları ve jeopolitik risklerin öne çıktığını belirten Seda Güler Mert, küreselleşmenin sonunun gelmediğini ancak entegrasyonun kimlerle yapıldığına bağlı olduğunu söyledi. ABD-Çin rekabeti, teknolojideki ayrışmalar ve ticaret savaşlarının öne çıktığını ifade etti. Ülkelerin ticari partnerlerini belirlerken jeopolitik partnerleriyle hareket ettiğini vurguladı.
Savaşın sadece risk primini değil, lojistik ve hammadde tedariğini de etkilediğini belirten Güler Mert, sermayenin en yüksek getiriyi arayacağını ancak daha öngörülebilir bir ortam aradığını söyledi.
Türkiye’nin avantajları olduğunu da belirten Güler Mert, sanayide üretim kapasitesi, nitelikli insan kaynağı, özel sektörün dayanıklılığı, hizmet gelirlerinin önemli payı ve düşük kamu borçluluğunun fırsatlar sunduğunu ifade etti. Ancak yüksek enflasyon gibi kırılganlıkların da bulunduğunu belirtti. Enflasyonun kalıcı olarak yüzde 20’nin altına inip inmeyeceği konusunda soru işaretleri olduğunu söyledi. İklim değişikliği ve gıda arz güvenliği konularının da konuşulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bu şoktan daha sağlam çıkacağını ancak belirsizliklerin azaltılması halinde sermaye akışının artacağını düşündüğünü belirtti.
Prof. Dr. Kamil Yılmaz’ın Açıklamaları
Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Kamil Yılmaz, son 60 yılda küreselleşmenin başlamasıyla ticaretin sürekli arttığını ancak sorunların da arttığını söyledi. Dünyanın en büyük ithalatçısının ithalat yaptığı ülkelere tarifeler koyduğunu, Çin’in de üretici olarak karşı hamleler yaptığını belirtti.
İki gücün çarpışmasına tanıklık edildiğini, üçüncü ülkelerin ise daha itidalli davrandığını ve köprüler kurmaya çalıştığını ifade etti. Uzun vadede dünya ticaretinin daralmasının herkesin aleyhine olduğunu söyledi. ABD ile Çin’in ayrışmasının dünya ekonomisini yaklaşık yüzde 4 daralttığını belirtti.
AB’nin Hindistan ile yaptığı anlaşma ve Pasifik ülkelerinin anlaşmalarının önemli olduğunu vurguladı. İran savaşının etkilerinden ziyade uzun vadeye baktığını söyledi. Türkiye’nin coğrafi konumu ve Avrupa’ya Gümrük Birliği ile entegrasyonunun önemli olduğunu belirtti. Yeni oluşan dünya düzeninin Türkiye’ye ne kadar fayda sağlayacağına bakılması gerektiğini ifade etti. Gümrük Birliği konusunda adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Tera Group ve Uluslararası Ekonomi Zirvesi Hakkında
Tera Group, 2005 yılında kurulan ve 20 yıllık büyüme sürecinde Türkiye’nin en kapsamlı yatırım gruplarından biri hâline gelen çok sektörlü bir yatırım ekosistemidir. Finans ve bankacılık, varlık yönetimi, girişim sermayesi, siber güvenlik ve savunma, tarım ve hayvancılık, gayrimenkul ve sürdürülebilir ekonomi alanlarında faaliyet gösteren 26 şirketi bünyesinde barındırır.
2025 sonu itibarıyla 5 halka açık şirketi, 6,16 milyar dolar konsolide piyasa değeri ve 2026 ilk çeyrek itibarıyla 211 milyar TL yönetim altındaki varlığa sahip olan şirket, yaklaşık 200 bin yatırımcısıyla ölçeğini, derinliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış bir grup kimliğine sahiptir.
2025 yılında 16 stratejik satın alma ve yaklaşık 650 milyon dolara yaklaşan toplam anlaşma değeri ile Tera Group, dijital bankacılık, yapay zeka, fintech altyapısı, tarım, temiz enerji ve küresel ödeme teknolojileri alanlarında büyüme iddiasını somutlaştırmıştır.
Türkiye’den doğan, küresel sermayenin sınırlarında faaliyet gösteren Tera Group, döngünün ötesini düşünen bir liderlik anlayışı ve kararlı sermaye felsefesiyle yarının ekonomisini tanımlayan sektörlerde kalıcı değer inşa etmeye odaklanmaktadır.

Yorumlar kapalı.