Dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP, 2025 Türkiye sonuçları ve lider şirketleri açıkladı. Türkiye’den 5 şirket, dünyadaki 27 Triple A seviyesindeki şirket arasında yer aldı.
Türkiye’nin Çevresel Raporlama Performansı
Türkiye, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu çatısı altında yürütülen CDP çalışmalarıyla çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekte güçlü bir konuma ulaştı. CDP’nin küresel derecelendirme metodolojisine göre Türkiye’den toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. Dünya genelinde yalnızca 27 şirketin ulaşabildiği Triple A seviyesine ise Türkiye’den 5 şirket ulaştı.

Türkiye’den raporlama yapan şirketler, Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek iklim değişikliğinde %82, ormansızlaşmada %70 ve su yönetiminde %87 oranında “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde yer aldı. Bu durum, Türkiye’nin öne çıkan pazarlardan biri olduğunu gösteriyor.
CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu
CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği ve Doğa Konferansı’nda paylaşılan rapora göre, 2025 yılında 22.100’den fazla şirket çevresel verilerini raporladı. Bu süreçte 1.000’den fazla şehir ve bölge de dahil oldu. Raporda, Türkiye’den 45 şirketin Küresel A Listesi’nde yer aldığı belirtildi.
Triple A listesine giren 27 şirketten 5’i Türkiye’den olurken, diğer 17 şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek Double A statüsü elde etti. Türkiye, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekte en güçlü pazarlardan biri haline geldi.
Çevresel Liderlik ve Finansal Performans İlişkisi
Rapor, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini analiz etti. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeline sahip olduğunu bildirirken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer 0,07 dolar seviyesinde kaldı.
Risk yönetiminde ise lider şirketler, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcarken, düşük performans gösteren şirketlerde bu maliyet 5,9 dolar seviyesine ulaşıyor. Bu durum, lider şirketlerin riskleri daha düşük maliyetle ve daha hedefli yönettiğini gösteriyor.
Raporlama Derinliği ve Uygulama Düzeyi
Türkiye’deki şirketler, temel iklim raporlama göstergelerinde yüksek olgunluk sergiliyor. Tüm şirketler Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını raporlarken, Kapsam 3 raporlaması %98’e ulaştı. Ancak, taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi sınırlı kaldı.
Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık taahhütte bulundu. Net sıfır hedefleri yaygın (%62) olmakla birlikte, bunların sadece %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış durumda.
Doğa Temelli Konularda İlerleme Sınırlı
İklim değişikliği konusundaki olgunluk %100 seviyesinde iken, su yönetiminde %78, biyoçeşitlilikte %36, plastiklerde %24 ve ormansızlaşmada %11 seviyesinde kaldı. Değer zinciri etkileşiminde de benzer ayrışmalar gözlendi.
Bu durum, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, doğa ile ilgili konuların ise henüz sınırlı kapsamda ele alındığını gösteriyor. Doğa temelli raporlamaların olgunluk seviyesine ulaşması için veri altyapısının güçlendirilmesi ve stratejik karar alma süreçlerine entegrasyonun artırılması gerekiyor.
Zorunlu Raporlama Çerçeveleriyle Uyum
Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyum %83, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) ile uyum ise %71 seviyesine ulaştı.
Şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek.
COP31 Öncesi CDP Verilerinin Önemi
Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor.
Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle örtüşüyor.
Konferans ve Ödül Töreni
Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, konferans açılışında sürdürülebilirliğin iş modeli için ayrılmaz bir parça olduğunu belirtti. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde, CDP Global A listelerine giren 45 şirket ödüllerini aldı.
Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde düzenlenen “2026 Triple A Liderler Paneli”nde, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu sürdürülebilir finansman ve stratejik yönetimi ele aldı.
CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Değerlendirmesi
CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş, rapor sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de çevresel yönetim yapıları güçlü bir kurumsal temele oturmuş durumda. Ancak bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde dengeli ve bütüncül şekilde yaygınlaşması henüz tamamlanmadı. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.”
CDP Şehirler A Liderleri Ödülleri
Konferans kapsamında “CDP Cities A List”e giren iki belediyeye ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı.
Raporun Tamamına Ulaşmak İçin
Raporun tamamına şu adresten ulaşılabilir: https://cdpturkey.sabanciuniv.edu/tr/content/cdp-turkiye-2025-iklim-ve-doga-raporu
Genel Değerlendirme
Türkiye’den CDP’ye raporlama yapan şirketlerde çevresel yönetim için güçlü bir yapısal temel oluştu. Yönetişim yapıları oturmuş, risk belirleme süreçleri sistematik hale gelmiş ve çevresel veriler daha güvenilir ve karşılaştırılabilir nitelik kazandı.
Ancak raporlamanın kapsamını genişletmekten çok, üretilen bilginin kullanımını derinleştirmek gerekiyor. Bu, geçiş araçlarının kalitesinin artırılması, sürdürülebilirliğin finansal ve stratejik planlamaya daha güçlü entegre edilmesi ve mevcut olgunluğun iklimin ötesine doğa temelli alanlara yayılması anlamına geliyor.
Önümüzdeki dönemde liderliği belirleyecek olan, bu yapının karar alma süreçlerinde ne kadar etkin kullanıldığı ve somut, ölçülebilir sonuçlara dönüştürülebildiği olacaktır.


Yorumlar kapalı.