1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Küresel Sahneye Yükseliş: Türk Makinesi Güçleniyor

Küresel Sahneye Yükseliş: Türk Makinesi Güçleniyor

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından paylaşılan makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, yılın dört ayında Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 9,3 milyar dolar oldu. Sanayicinin küresel rekabet gücünü korumak ve imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere son dönemde kamu tarafından atılan adımları desteklediklerini belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Yerli tedarik zincirini korumak ve firmaların küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse etmek için finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi gerekiyor” dedi.

Makine İhracatında Artış ve Pazar Dağılımı

Makine imalat sanayii konsolide verilerine göre; yılın ilk dört ayında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %4,5 artışla 9,3 milyar dolar oldu. İhraç edilen makine miktarı %6,7 gerilemiş olsa da kilogram başına ortalama ihracat fiyatının %12’lik artışla 8,6 dolara yükselmesiyle bu dönemde 350 milyon dolar daha fazla ihracat yapıldı.

Yıllıklandırılmış konsolide makine ihracatı %1,3 artışla 29,1 milyar dolar olurken, makine ithalatı önceki 12 aya göre %8,2 artışla 47,2 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin makine ihracatında ilk sırada yer alan Almanya’ya satışlar %14,1 artışla 1,1 milyar dolara yükseldi. ABD’ye yapılan makine ihracatı ise %39,5 artışla 767 milyon dolara ulaştı.

Makine ihracatının %12,7 artışla 442 milyon dolara yükseldiği İtalya üçüncü sıradaki yerini korudu. Irak, Rusya ve Polonya ise en çok daralan büyük pazarlar oldu. En fazla ihracatın gerçekleştiği içten yanmalı motor ve aksamları %6,4 artışla 867 milyon dolara ulaşırken, inşaat ve madencilik makinesi ihracatı 629 milyon dolar, pompa ve kompresör ihracatı ise 530 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Türbin, turbojet ve hidrolik silindirler %40,1 ile oransal olarak en çok yükseliş gösteren alt sektör olurken, en yüksek düşüş %52,2 ile deri işleme makinelerinde gözlendi.

Küresel Ekonomik Konjonktür ve Jeopolitik Etkiler

Ülkelerin güvenlik kaygıları ve jeopolitik güç savaşları arttıkça çıkar çatışmalarının yeni gümrük ve teknoloji duvarları örmeye devam ettiğine dikkat çeken Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomik konjonktürü şöyle değerlendirdi:

“Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde uzun süredir ek maliyetlere katlanan Avrupa, küresel enerji hatlarının Hürmüz Boğazı’nda kilitlenmesi nedeniyle şimdiden 25 milyar euro daha ilave enerji maliyeti ile karşı karşıya. Çözüm sağlayacak altyapı yatırımları uzun yıllar alacak bu enerji türbülansının ortasında, Almanya milli gelirinin %3,1’ini savunma harcamalarına ayırarak bütçesini askeri modernizasyon hamlesine dönüştürmeye çalışıyor.”

Yılmaz, yatırımların odağının değiştiği bu tabloda makine sanayiinin yüksek teknoloji üreten mevcut hatlarının, savunma sanayiinin özel regülasyon ve sertifikasyon gereksinimleriyle tam uyumlu bir entegrasyon sürecinden geçmesi gerektiğini vurguladı. Ancak bu dönüşümün, ABD ve Çin arasında tırmanan teknoloji savaşlarının gölgesinde, her adımın bir diğer aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentte ilerlemeyi gerektirdiğini belirtti.

Türkiye’nin tüm ticari muhataplarıyla diyalog kuran proaktif bir tutum izlediğini ifade eden Yılmaz, “Biz bu stratejik yön arayışını, küresel sanayiinin kalbinin attığı her noktada sahada bulunarak yönetiyoruz. Farklı kıtalara yayılan geniş bir coğrafyada gerçekleşen yoğun fuar ve ticaret heyeti maratonumuzda, Türk makinesinin güvenilir ve esnek çözüm ortağı kimliğini tescillemeye çalışıyoruz” dedi.

İmalatçı Sektörler Üzerindeki Yükleri Hafifleten Adımlar

Küresel rekabette öne geçmeyi amaçlayan girişimlerin, firmaların finansal manevra alanını genişletecek yapısal adımlarla desteklenmesinden memnun olduklarını dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:

“Yatırım Teşvik Paketi ile gündeme gelen kurumlar vergisi indirimini, imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere stratejik bir adım olarak destekliyoruz. Bu düzenleme, hem yerli tedarik zincirini korumak hem de firmalarımızın küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse edebilmek açısından önemli.”

Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesinin bu adımın kalıcı bir etkiye dönüşmesine büyük katkı sağlayacağını belirten Yılmaz, yabancı para kredi kullanım kısıtıyla daralan kredi arzı ve yüksek komisyon maliyetlerinin ihracatçının doğal hedge imkânını elinden alarak finansal riskleri artırdığını vurguladı.

TL kredilerdeki istisnaların yabancı para kredilerde sadece İGE kapsamıyla sınırlandırılmasının uluslararası fonlara ve döviz cinsi kaynaklara erişimi zorlaştırdığını ifade etti. Finansal enstrümanların, vergi indirimlerinden kredi piyasasına kadar bir bütün olarak kurgulanacağına ve Orta Doğu’daki gelişmeler neticelendiğinde sanayicinin ihtiyaç duyduğu finansman kanallarının daha açık tutulacağına inandıklarını söyledi.

Kaynakların Stratejik Sektörlere Seçici Yönlendirilmesi

Sanayideki mevcut kapasite artışlarını ve teknolojik yenilenme yatırımlarını kaynak israfı olarak değerlendiren finansal analizlerin diğer yüzünü gözden kaçırdığına dikkat çeken Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sanayicinin asıl önceliği kâr maksimizasyonu değil, rakipleriyle teknolojik olarak başa çıkabileceği sürdürülebilir bir yatırım zeminine kavuşmaktır. Üretim tesislerindeki kapasite kullanım oranlarının düşük kalmasını, dünya genelinde artan makroekonomik uyumsuzlukla ilgili görmek gerekiyor.”

Yurt içinde kurun enflasyonun altında seyretmesi nedeniyle sanayi gelirlerinin maliyetlerin altında seyrettiği uzun bir süreç yaşandığını belirten Yılmaz, ihracatçıyı dış rekabette dezavantajlı hale getiren bu uyumsuzluğun ithalatı cazip kılarak yerli üreticiyi iç pazarda ana tedarikçi olma özelliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını söyledi.

Kısacası yatırımların henüz beklenen verimliliğe ulaşamamasının nedenini siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin artırdığı küresel istikrarsızlıkta ve rekabetçilikte yaşanan geçici yıpranmada aramak gerektiğini vurguladı.

“Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi, Türkiye ekonomisini hızlı bir şekilde canlandıracaktır. Sanayideki mevcut kapasite ve potansiyelin bütüncül bir stratejiyle yüksek verimliliğe dönüştürülmesi, cari açık ve enflasyonla mücadelede yine en güçlü silahımız olacaktır.”

Yorumlar kapalı.

Marka Flower Çiçekçi
KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.