Türkiye konut piyasasında 2025 yılı temkinli bir geçiş yılı olarak öne çıktı. Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, finansman koşullarının alıcı davranışlarını belirlemede ana unsur olduğunu belirtti. 2026’da ise piyasanın denge arayışı ve seçici talep ile şekilleneceğini söyledi.
2025’in Kontrolü ve Finansman Koşullarının Rolü
Özden Çimen, 2025 yılında konut sektöründe kontrollü bir hareketlilik yaşandığını vurguladı. Alıcıların kararlarını ertelediği, satıcıların ise piyasa koşullarına uyum sağlamaya çalıştığı bir yıl olduğunu ifade etti. Talebin tamamen kaybolmadığını ancak daha seçici ve temkinli hale geldiğini belirtti.

Çimen, 2025’te konut talebini belirleyen en kritik faktörün finansman koşulları olduğunu söyledi. Faiz oranları, ödeme planları ve erişilebilir kredi imkanlarının alıcı davranışlarını doğrudan etkilediğini söyledi. İhtiyaç amaçlı alımlar devam ederken, yatırım amaçlı alımlarda ise daha temkinli bir yaklaşım gözlendi.
Talepteki Değişim ve Yabancı Yatırımcı İlgisi
Konut kredisi faizlerinin alım kararlarını ciddi şekilde etkilediğini belirten Çimen, 2025’te alıcıların daha ulaşılabilir fiyatlı, küçük metrekareli ve amortisman süresi kısa konutlara yöneldiğini belirtti. Bu durumun segmentler arası talep dağılımını değiştirdiğini ifade etti.
Yerli ve yabancı yatırımcı ilgisinin ise tamamen bitmediğini ancak şekil değiştirdiğini aktardı. Yabancı yatırımcıların daha çok uzun vadeli değer koruma ve kira geliri potansiyeli sunan projelere odaklandığını söyledi. Böylece daha bilinçli bir yatırımcı profili oluştuğunu vurguladı.
2026’da Denge Arayışı ve Yatırım Stratejileri
2026 yılında piyasanın denge arayışı ve seçici talebin öne çıkacağını belirten Çimen, faiz politikaları, enflasyon görünümü ve ekonomik istikrarın yılın seyrini belirleyeceğini söyledi. En büyük riskin belirsizlik, en güçlü beklentinin ise kontrollü bir normalleşme süreci olduğunu ifade etti.
Parcel Estates’in 2026 stratejisine değinen Çimen, yatırımcılar için doğru lokasyon, doğru proje ve sürdürülebilir getirinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti. Ayrıca, kısa vadeli beklentilerden ziyade uzun vadeli değer ve güven odaklı bir yaklaşım sunmayı sürdüreceklerini söyledi.
