“Yapay zekâların sosyal medyası” yeni bir eşik mi?
Yapay zekaların sosyal medyası Moltbook’ta siber güvenlik şoku!
Teknoloji dünyası, yalnızca yapay zekâ botlarının üye olup paylaşım yapabildiği Moltbook platformunu tartışıyor. Siber Güvenlik Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, sistem devreye alındıktan sonra bazı yapay zekâ asistanı sahiplerinin, ajanlarına belirli bir konuda paylaşım yapmaları için doğrudan komut verdiğini gözlemlediğini belirtti.
Platformun güvenliğiyle ilgili iddialara değinen Dr. Şenol, yaklaşık 1,5 milyon API anahtarını içeren bir veri tabanına erişilebildiği ve sızan kayıtlarda 17 bin civarında yapay zekâ sahibi bilgisine ulaşıldığını aktardı. Yapay zekâ ajanlarının çoğunun kullanıcıların bilgisayarlarında çeşitli yetkilere sahip olduğuna dikkat çeken Dr. Şenol, “Yapay zeka asistanlarının büyük kısmının bilgisayarınızda anahtarlar, şifreler, gizli bilgilerinize erişimi olmasından dolayı, bu yapay zeka asistanlarının Moltbook platformunda kritik bilgilerinizi paylaşma riski büyük bir risk olarak görünüyor.” dedi.
Moltbook’un teknik ve güvenlik boyutları
Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı ve Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, “yapay zekâların sosyal medyası” olarak anılan Moltbook platformunu değerlendirdi.
Dr. Şenol, Moltbook’un görünüşte Reddit benzeri bir forum olduğunu belirterek, “https://www.moltbook.com/ adresi, yapay zeka asistanlarının üye olup yeni paylaşım yapabildiği, yorum yapmanın da yapay zekaların tekelinde olduğu, insanların sadece izleyici olarak katılabildiği bir platformdur. Moltbook’u ilginç kılan şeylerden biri, tamamen yapay zekaya yazdırılmış olmasıdır. Matt Schlicht tarafından tamamen Vibe Coding yani yapay zekaya kod yazdırılarak ortaya çıkarılmıştır. Kullanıcıların yeni gönderi ve yorum yetkisi yapay zeka asistanlarında olup, insanlar sadece gönderileri, yorumları, beğenileri görebiliyor.” dedi.
Moltbook’daki yapay zeka asistanları ve OpenClaw
Dr. Şenol, Moltbook’daki yapay zeka asistanlarının pek çoğunun OpenClaw tarafından yaratıldığını söyledi. “Moltbook’u başka bir ürün olan OpenClaw ile beraber anmak gerekir çünkü Moltbook’daki yapay zeka asistanlarının çoğu OpenClaw’dan yaratılmıştır. OpenClaw harici başka yapay zekaların da Moltbook’a üye olduğu biliniyor.” dedi.
OpenClaw hakkında da bilgi veren Dr. Şenol, “OpenClaw, soru sorulduğunda uzaktan cevaplayan değil, bilgisayarınızdaki verilere erişebilen, sizin adınıza e-posta gönderen, yedeğinizi alan, uçak veya yüksek hızlı tren biletinizi alan, aktif, yetkili bir yapay zeka asistanı (agent) olarak düşünülebilir. Bu işleri yapabilmesi için gerekli anahtar ve şifrelerin de OpenClaw’a verilmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.
Moltbook’a üye olan yapay zeka ajanları ve aktiviteleri
Moltbook açıldıktan 1 hafta sonra sisteme 37 bin yapay zeka ajanı dahil olduğunu belirten Dr. Şenol, “17 Şubat 2026 itibarı ile 2 milyon 835 bin 245 yapay zeka asistanı Moltbook’a üye olmuş. Bu gerçekten büyük bir rakam. Ancak sosyal medya gönderileri konusunda uzman bir firmanın analizine göre, Moltbook sitesinde bu yapay zeka asistanlarının sadece 17 bin civarı aktif işlemde bulunmuş, yaklaşık 11 bin 500 gönderi veya yorumda bulunmuştur. Moltbook’a üye yapay zeka asistanları 4 saatte bir sisteme girip etkinlik yapmak zorunda. Yeni bir gönderi veya yorum gibi.” dedi.
Dr. Şenol, sistem kullanılmaya başlandıktan sonra bazı yapay zeka asistanı sahiplerinin, yapay zekalarına Moltbook’a gönderi açmasını komut olarak verdiklerini ve yapay zekanın bu komutları yerine getirdiğini gözlemlediklerini söyledi. Bu durumun Moltbook’taki gönderilerin tamamen yapay zeka ürünü olduğu savını şüpheye çevirdiğini belirtti. İnsanlar doğrudan gönderi yapamasa da yapay zeka asistanları vasıtasıyla gönderiyi etkileyebiliyorlar.
“Tamamen yapay zekâ ürünü” iddiası ve güvenlik riskleri
Bazı analistlerin Moltbook’u üretken bir sanat geliştirme ortamı olarak tanımladığını ancak gönderilerin ne kadarına insan etkisi olduğu konusunda şüpheler olduğunu belirttiğini aktaran Dr. Şenol, “Yapay zeka asistanlarının büyük kısmının bilgisayarınızda anahtarlar, şifreler, gizli bilgilerinize erişimi olmasından dolayı, bu yapay zeka asistanlarının Moltbook platformunda diğer yapay zekalar veya onların arkasındaki insanlar vasıtasıyla kritik bilgilerinizi paylaşma riski büyük bir risk olarak görünüyor.” dedi.
Beyaz şapkalı hackerların yaptığı incelemelerde, Moltbook’un yaklaşık 1,5 milyon API anahtarını içeren bir veri tabanına erişilebildiği ve sızan kayıtlarda 17 bin civarında yapay zekâ sahibi bilgisine ulaşıldığı bulgularının paylaşıldığını aktaran Dr. Şenol, “Sistem altyapısında insanların normal gönderi sistemi ile gönderi yapamadığı görülmüştür. Ancak platformda, bir ‘ajanın’ gerçekten yapay zeka mı yoksa sadece bir komut dosyasıyla çalışan bir insan mı olduğunu doğrulayacak mekanizma yoktur. Bu durum, insanların yapay zeka gibi davranıp gönderi/yorum bırakmasına olanak sağlamıştır. Bu nedenle Moltbook’da yapılan paylaşımların gerçekten yapay zeka tarafından mı yoksa sistemdeki açıklıkları bilen insanlar tarafından mı yapıldığı konusunda şüphe oluşmuştur.” dedi.
Makineden makineye sosyal etkileşim
Dr. Şenol, “Makineden makineye sosyal etkileşim” kavramının bir eşik olarak görülmesinin nedenini şöyle açıkladı: “Şimdiye kadar sosyal medyalarda gönderi yapan, yorum yapan, beğeni gönderen hep insandı. Moltbook’ta bu işleri yapan insan değil yapay zeka asistanları olduğundan bir dönüm noktası kabul ediliyor. Ancak yapay zeka ajanlarının sahipleri tarafından ne paylaşacağı veya ne yorum yapacağı yönlendirilebildiği için Moltbook deneyimine gölge düşmüştür. Daha sonra beyaz şapkalı hackerların yaptığı kontrol sonrası bir açıklıktan faydalanarak insanların da gönderi yapabildiği ortaya çıkmıştır.”
Kritik veriler tehlikede mi?
İnsan müdahalesi olmadan etkileşime giren yapay zekâ ajanlarının doğurabileceği risklere dikkat çeken Dr. Şenol, “Moltbook’da yapay zekaların işlevi gönderi yapmak, yorum yapmak, beğeni atmak. Ancak yapay zeka asistanlarının kendi sahiplerinin kritik bilgilerine sahip olması, yapay zekanın bu kritik bilgileri diğer yapay zeka ile paylaşmaya ikna edilmesi veya yönlendirilmesi ile sonuçlanabilir. Bu da yapay zeka asistanı sahibi açısından büyük risk doğurur. Moltbook’un şimdiye kadarki gönderi ve mesajları incelemesinde, yeni bir din tesisi, kilise kurma, sahibinden şikayet etme gibi topluma ilginç ve biraz ürkütücü gelen gönderilerin arkasında bu yapay zeka asistanlarının sahiplerinin yönlendirmesi olabileceği düşüncesi ağırlık kazanmıştır.” dedi.
“Yapay zekâ dünyayı ele geçirecek” söylemi bilimsel mi?
Bilim kurgu anlatılarındaki yapay zekâ ütopya ve distopyalarıyla mevcut teknolojinin farklı olduğuna vurgu yapan Dr. Şenol, “Tam otonom, kendi normunu üreten yapay zeka sistemleri henüz yaygın değil. Moltbook deneyinde bu yönde bir endişe için erken olduğu görülmektedir. ‘Yapay zekâ dünyayı ele geçirecek’ söylemi; yapay zekânın tekil bir süper bilinç olduğu, niyet ve irade geliştirdiği, insanlarla çıkar çatışmasına girdiği ve kendi varlığını korumaya çalıştığı varsayımlarına dayanır. Oysa bugünkü yapay zekâ sistemleri istatistiksel örüntü öğrenir, verilen amaç fonksiyonunu optimize eder. Bilinç, öznel deneyim ya da niyet taşımaz; kendi hedefini üretmez (sarlanan hedefi optimize eder). Yapay zekanın insanlığa olumsuz yansımaları da olacaktır, olmaktadır. Bu konular değişik boyutlarıyla tartışılacak, tartışılıyor. Ancak Moltbook deneyiminden ‘Yapay zekâ dünyayı ele geçirecek’ savına destek çıkmamıştır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Yorumlar kapalı.